25 Mart 2008 Salı

Esrarengiz araba plakası

"Biliyor musunuz, bu akşam akıl almaz bir şey geldi başıma, plakası ARW 357 olan bir araba gördüm. Düşünebiliyor musunuz? Bu akşam eyaletteki onca plaka arasından o müstesna plakayı görme olasılığım ne kadardı acaba? İnanılır gibi değil doğrusu!"
--Richard Feynman
Çoğumuzun çevresinde vardır, hatta bizzat biz o çoğunluğun içinde olabiliriz, insanların çoğu etrafındaki pek çok olayı metafizik, paranormal, Allah'ın işi gibi konuların kapsamına giren olaylara bağlar. Samanyolu'nun dizileri bunun en tipik örnekleridir.
Gayet normal görünen bir olayı sırf normal olmadığını düşünmek istediği için bazı sebepler uydurarak "aha bak bu şundan olmuş" şeklinde tespit yapan insanların bu tespit hevesini, doğaya veya insanlara karşı güçsüzlüğünün olabilceğini düşünüyorum. İlahi adalet, kötülerin bu dünyada da cezasını bulması... bunlara örnek olarak verilebilir, daha da örnek isteyen her akşam Samanyolu, Kanal 7 veya türevlerini izleyebilir. Örnek konusu insan, yenilgiyi daha işin başında kabul etmiş ki, bunun tamamen normal bir olay olabileceğini anlayamıyor. Halbuki aslında her şey o kadar gelişigüzel ve birbiriyle içiçeki; bazılarına anlam verip, bazılarını görmemezlikten gelmek, aslında insanın ne kadar benci bir varlık olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
"Varolmak susamadan içmek gibi bir şeydir."

5 Mart 2008 Çarşamba

Oynaşan bilinç


"Yoksunuz."

Bedenim, metriksteki tüplere benzer bir tüpün içinde, sadece bilincimi açık tutacak şekilde dışarıdan besleniyor. Bilincim iflas edene kadar beslenmeye devam edeceğim, sonrası sonsuzluk...

Bilinç çok garip bir şey, beni az daha dünya denen bir yerde yaşadığıma, hatta annem, babam, arkadaşlarımın olduğuna inandırıyordu. Anlattığına göre akla hayale sığmaz bir evrenin içinde görülmeyecek kadar yer kaplayan dünya gezegeninde, Asya ile Avrupa arasında arasında köprü gibi bir ülkede yaşıyormuşum. Annem ve babam, ki bunlar insan denilen karmaşık bir organizmaymış, 25 - 30 yıl önce tanışıp aşık olmuşlar (insanların birbirinden hoşlanma durumu) ve sonrada ben ortaya çıkmışım. Ne komik!

Bu dünya gezegeninde inanma denen bir şey de var. İnsanlar, evrenin merkezinde olduğunu sanacak kadar kibirli organizmalar, güneşin doğup batmasının çok daha eski olduğu tarihlerde (yıl deniyor buna) kendi zaaflarını, adaletsizliği ve ruhsal rahatsızlıklarını giderebilmek amacıyla inanıyorlar. İşin daha da komik yanı evrenin kendi etraflarında döndüğü ve bu koca evrenin sırf kendileri içi yaratılmış olduklarına inanabilecek kadar bencil ve zekilik özlemiyle yanıp tutuşan bu cahiller, bunlara gerçekten inanıyorlar. İnanılır gibi değil!

Bilinç denen şey gerçekten garip, tüm bu uydurmalarına gerçekten inanmamı bekliyordu belki de. Ah, bunları yutmayacağımı birazcık anlayabilseydi buna hiç kalkışmazdı ama ne yaparsınız.. Yemezler!

Dış dünyanın tamamen bilincin üretimi olduğu ve etraftaki herkesin bilincin uydurması olduğu düşüncesi yeni bir düşünce değil. Peki ama, böyle düşünen birine, düşüncesindeki yanlışlığı nereden başlayarak anlatmak gerek?

Ya da bir dakika, düşüncesinin yanlış olduğunu kim söyledi ki?